Boncuk Bilezik
Değişik bir bileklik adeta bilezik benim çok hoşuma gitti sizde beğendiyseniz hemen yapmaya başlayın çünkü çok basit.
Evlilik Ehliyetiniz Var Mı?
Dün bir dergi okudum.Dergi de kapak yazısı dikkatimi çekti.”Evlilik ehliyetiniz var mı?”merak ettim okudum.Aklıma öyle çok şeyler geldi ki hepsini buraya yazsam kitap gibi uzun olurdu.Bizler de okumayı çok “seviyoruz ya”sıkılır okunmaz diye yazmıyorum.
Anladığım ve anlatabileceğim kadarıyla çiftler evlenmeden önce bir kursa gitmeliymiş ve orada eğitim alıp evlilik sertifikalarıyla evliliğe adım atmaları iyi olurmuş.Çiftler birbirlerine nasıl yaklaşılması gerektiğini,iletişim kurmayı,geçinebilmeyi öğreneceklermiş.Boşanmalar,kavgalar olmayacakmış.Mış da mış işte.
Böle bişi varsa dedim bunun dersini ancak anadolu da yaşayan ninelerimiz vermeli.Çünkü onca işle çoluk çoçukla mücadele edip yuvasını sabırla, şükürle koruyan ninelerimizdir bu işin profesörleri değilmi?
Fırında Sebzeli Tavuk
MALZEMELER:
Tavuğun istediğiniz yerinden bir kg.
4 adet patates,2 adet soğan
2 adet domates
bir kaç tane biber
bir kaşık salça
arzu ettiğiniz baharatlar
yağ tuz
parçalara ayrılmış tavuğu pişirmeden en az bir saat önceden terbiyeleyin.Bunun için yağı salçayı baharatları koyup karıştırın.İçine tavuğu ve söğüş doğranmış soğanları katıp harmanlayın.Pişireceğiniz zaman patates,domates ve biberi doğrayıp onlarlada karıştırın ve fırın tepsisine yerleştirin.üzerine bir bardak kadar su ekleyip,üzerini folyoyla kapatıp fırına verin.Çıkarmaya yakın,üzerini açın ve biraz üzerini kızartın.Afiyet olsun
Başınız Sıkıntıdan Kurtulmuyorsa
Sıkıntı ve bunalımdaysanız arabesk yerine bunu izleyin, kendinizi tartın.
Dantel Çanta
Ya bu insanlar ne kadar çalışkanlar karınca gibi maşallah,hayallerde güçlü olunca neler yapılıyo şuna bakın güzel bir hayal ürünü.Bunu nerden ne düşündürde yaptı yapanki ben tutdum bunu sizlerde daha değişik şeylerle karşılaşabilirsiniz
Kurbanımız Kabul Ola
Allah’ına yaklaşmak istemezmi insan,seni en güzel şekilde donatmış sana dünya gibi muhteşem bir denge düzenin içinde yaşama şansı vermiş yaradanına yaklaşmak için kurban kesmek çokmu ağırdır?Bize bu muhteşemliği vermiş fazla fazla en fazlasını en iyisini hak etmiyormu.
Mutluluk beklemekle gelir mi?
Kadın eşine, “Hayatım koltuklarımızı değiştireceğin günü bekliyorum.” dedi. Erkek, “Ben de senin iktisatlı bir kadın olmanı bekliyorum.” cevabını verirken; çocuk atıldı
“Baba ben de cep telefonumu almanı bekliyorum.”
Evet, asrımızın hastalığı beklentiler ve beklentileri beklemekle geçen ömürler… Kadın kocasından rahat bir hayat yaşatmasını bekliyor. Güzel bir ev, eşya, hatta araba almasını bekliyor. Kısacası filmlerdeki gibi bir hayat bekliyor.
Erkekse, eşinden beklentilerine cevap veremediğinden dolayı anlayış ve hoşgörü bekliyor. Evin huzurunu, dirlik ve düzenini sağlamasını bekliyor.
Çocuklar, babalarından özel okula gitmeyi, markalı giyinmeyi, her çıkan cep telefonundan alınmasını kendine ait bilgisayarının olmasını bekliyor…
Evin kedisi bile reklamlardaki mamadan yemeyi, aşılarının yapılmasını, hastalandığında veterinere götürülmesini bekliyor. Hayat, beklentileri beklemekle geçiyor. Tabii ki, her beklentinin gerçekleşmemesi de insanları mutsuz ediyor. Bu mutsuzluklarsa ailenin mutluluğuna tesir ediyor. Oysa mutlu olmak için bir şeyleri beklemeye gerek yok. Mutlu insan her yerde, her şartta ve her şeyle mutlu olur.
Nasıl ki, küçük bir havuzda yüzmesini bilmeyene, koskoca okyanus verseniz yine yüzemez.
Aynen öyle de küçük şeylerle mutlu olmayan bedbin insana bütün dünyayı da verseniz mutlu olmaz.
Çünkü mutluluk sabırla avlanır, sebatla büyütülür. Tahtını madde aleminden ziyade mana alemine kurar. Bir çiçeğin yapraklarında, bir böceğin kanatlarında, bir bebeğin gülücüklerinde onun parıltıları saklıdır.
Çiçeği sevmeyene has bahçe verseniz bir mana ifade etmez.
Kuşun uçuşundan mutlu olmayanı göklerde uçursanız uçmaz!
Mutluluk birilerinden bir şeyler bekleyerek elde edilmez. Daha doğrusu parayla satılmaz. İnsanın yüreğinde, gönlünde saklıdır.
Mutsuzun kalp sarayıysa virane, gönül bahçesi harabedir.
Böyle insanların yapması gerekenler, bu hanımın anlattığı olayda saklıdır:
“Oğlum üniversiteyi kazanamadı. O sıkıntıyla yürürken karşıma bir aile çıktı. Annenin elinde özürlü bir çocuk. Çocuğu bir türlü zaptedemiyor. O an donup kaldım. Ben neler düşünüyordum. O anne neler yaşıyordu. Ben de o annenin yerinde olabilirdim. Bana verilene şükredip mutlu olacağıma, verilmeyene üzülüyordum. O an Allah’a böyle bir evladım olmadığı için şükrettim.”
Evet bu anne gibi bize verilmeyenlere feryat etmek yerine verilenlerle mutlu olmalıyız.
Bir elimiz yoksa iki eli olmayanlara bakmalıyız. Bir gözümüz yoksa iki gözü görmeyenlere dikkat etmeliyiz. Gözümüzü bizden yukarılara değil aşağılara çevirmeliyiz. Ancak o zaman beklentilerimize karşılık bulamadığımız zaman sıkıntımız azalır.
Tabii, bir şeyleri beklerken bizi bekleyen şeyleri de unutuyoruz.
Yakınlarda vefat eden Prof. İbrahim Canan’ın eşi Zarife Hanım, “Sabah güle oynaya gönderdik, gece onu beklerken ölüm haberini aldık.” diyordu.
İsterseniz beklentilerimize kavuşamadığımız için duyduğumuz üzüntüleri bir kenara koyup biraz da bizi nelerin beklediğini düşünelim.
Gülay Atasoy
e-mail: gulay@gulayatasoy.com
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitleimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.
İğne Oyası
İğne ile yapılan motifler biraz uğraştırsa da birbiriyle eklenince byle rengarenk güzel bir yazma kenarı yapabiliyoruz.
Saltanat Kayığı
Malzemeler
- Yarım kg. kabak
- 2 baş soğan
- 5 diş sarımsak
- 2 kaşık zeytinyağı
- dereotu
- tuzkarabiber.
Üstü için:
- 1 kaşık zeytinyağı
- 2 kaşık un
- 3 çay bardağı süt
- 1 adet yumurta
- 1 çay bardağı kaşar peyniri.
Yapılışı
Kabakların kabukları soyulur. Boylamasına ikiye ayrılır. Tatlı kaşığı ile ortaları oyulur. Bir tencerede kaynamakta olan tuzlu suda kabaklar dağılmayacak kadar haşlanır. Diğer tarafta soğanlar halka şeklinde doğranıp yağda şeffaf oluncaya kadar kavrulur. İçine ince kıyılmış sarımsaklar atılır. Ayrıca kabakların içlerinden çıkan parçalar da soğanlara katılarak hepsi birden kavrulur. En son ince kıyılmış dereotları ilavesi ile hazırlanan iç haşlanmış kabakların içine doldurulur. Ayrı bir kapta 1 kaşık yağ ile un kavrulur. İçine süt ilave edilerek beşamel sos hazırlanır. İçine 1 yumurta kırılıp karıştırılır. Hazırlanan sos kabakların üzerine muntazam olarak dökülür. Kaşarpeyniri rendesi serpilerek fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.
Afiyet olsun.
Sulu Kek
MALZEMELER
- 3 adet yumurta
- 3 su bardağı un
- 1,5 su bardağı şeker
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 1 çay bardağı su
- 1 fincan kakao
- 2 paket kabartma tozu
- yarım limon suyu
YAPILIŞI
- Önce yumurta ve şeker köpük köpük oluncaya kadar çırpılır.
- Sıvıyağ, su, un, kabartma tozu ve kakao eklenip karıştırılır.
- Yağlanmış kek kalıbına dökülür.
- Soğuk fırına sürülür ve ilk 15 dakika fırın kapağı açılmadan 200 decereısılı fırında 20 dakika pişirilir.
- En az 30 dakika dinlendirdikten sonra dilimleyerek servis yapılır.
- Afiyet olsun…
- Ayrıca: Bu kekin hamurunu ben ikiye bölüp bir yarısını beyaz diğer yarısınıda kakaolu yapıyorum daha hoş görüntü oluyo siz de kendinize göre uyarlıyabilirsiniz.
Afiyet Olsun
Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!
Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!
Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?
Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme…
” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin…
Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..
Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?..
Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…
Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…
Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…
Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,
Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,
İşte öylesine…
Meğer ne de güzelmiş O Gül yüzün…
Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…
Öyle bakma! O bakışın bir hançer, canım Kudret elinde…
Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !
Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…
Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde
Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ?..
” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ?
Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…
Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !
İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…
Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…
Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde…
Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…
Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..
Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…
En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…
Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…
Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…
Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…
İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,
Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,
Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,
Hûriler kan kırmızı bir şerbet verdiler elime,
Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…
Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine…
Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,
Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!..
İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde,
Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…
Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!
Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?
Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…
İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…
Selâmu aleykum Azrail !
Çok sevindim seni gördüğüme…
Hazırım, gidelim…
Örtün artık şu duvağı yüzüme!
5 TL Nelere Verilmiyor Ki?
5 TL Nelere Verilmiyor Ki?
Sen en iyisi mi:
[Diyanet] AFRIKA yazıp 5601’e
[Kimse Yok Mu] ACLIK yazıp 5777′ye
[IHH] AFRIKA yazıp 3072′ye
[Türk Kızılayı] Boş olarak 2868′e
[Deniz Feneri] Boş olarak 5560′a bir SMS gönder ve 5 TL bağışta bulun.
Kampanyalarla ilgili görseller:
Güzel Geçim
1. Evlilikte, eşler arasında “ben” anlayışı yoktur, “biz” vardır.
2. Bekarlıktaki alışkanlıklarınızı sürdürmeyin.
3. Acılara birlikte göğüs gerin. Bu sizin maneviyatınızı ve birlikteliğinizi kuvvetlendirir.
4. Aile içindeki tüm dengeleri, önceden planlayıp ayarlayın.
5. Vicdanlarınızı rahatsız edecek hiçbir davranışta bulunmayın.
6. Gergin ve kızgın anlarınızda tartışmayın.
8. Birbirinizi değiştirmeye kalkmayın.
9. Geleceğiniz için birlikte “planlar” yapın.
10. Sırlarınız kutsaldır. Sakın onları ifşa etmeyin.
11. Birbirinizden alakayı eksiltmeyin.
12. Biriniz üzgün olduğunda, nedenini mutlaka öğrenmeye çalışın.
13. Duygularınızı sözlerden ziyade beden dilinizle ifade edin.
14. Birbirinize küçük yardımlar yapın.
15. Eşiniz için ayrı bir “dinleyici” olun.
16. Birbirinizden fazla beklenti içinde olmayın.
17. Zaman zaman birbirinize hediyeler alın.
18. Verdiğiniz sözleri tutun.
19. Güzel haberleri, başkalarına anlatmadan önce eşinizle paylaşın.
20. Eşinize karşı en güzel ve sevinçli halinizi gösterin.
21. İmkanlarınız nispetinde alışveriş, gezinti, piknik, ziyaretler vs. yapın.
22. Bir kavgadan sonra, birbirinize sürprizler yapın.
23. Eşinizin pişirdiği yemeklerden dolayı iltifatlar yapın.
24. Mutfak işlerinde eşinize yardım edin.
25. Birbirinize devamlı gülümseyin (hiçbir maliyeti yoktur). :gülümse:
26. Birlikte dua edin.
27. Sadece ikinizin bildiği özel bır kapı çalma şekliniz olsun.
28. Birbirinize isminizle hitap etmeyin. Sizi onore edecek isimler bulun.
29. Birbirinize gününüzün nasıl geçtiğini sorun.
30. Sağlıklı bir aile ortamı sağlayabilmek için bol bol kitaplar okuyun.
31. Mümkünse akşamları TV’yi kapatın.
32. Çocuklarınızın ve aile efradınızın problemleri, ilişkinizi zedelemesin.
33. Tartışmalarınızdan sonra, gururunuzu ayaklar altına alıp af dilemeyi ihmal etmeyin.
34. Birbirinize karşı anlayışlı ve yumuşak başlı olun.
35. Kesinlikle birbirinizle inatlaşmayın.
36. Çalar saati kapatmak için yataktan fırlayan ilk kişi siz olun.
37. Gizli konuları birbirinize anlatın.
38. Kandillerde ve bayramlarda büyüklerinizin gönlünü mutlaka alın.
39. Birbirinizin kusurunu araştırmayın.
40. Haftanın bir gününü yalnız aileniz için ayırın.
41. Hatalarınızı kabullenin.
42. Birbirinize karşı üstünlük sağlamaya çalışmayın.
43. Başarılarınızı önce ailenizle paylaşın.
44. Erkeğinizin morali bozukken ona çocuk gibi sevecen davranın.
45. “Ben söylemiştim” alışkanlığından vazgeçin.
46. Hapşırdığınızda, “Elhamdülillah” deyin. Eşiniz de “Yerhamukellah” desin. 47. Aile ilişkiniz iyi gidiyorsa bile, en iyiye hala ulaşamadığınızı bilin.
48. Önemli konularda aynı fikirde olmaya çalışın.
49. Sıradan konularda ayrı ayrı düşüncelerinizi bir zenginlik olarak kabul edin.
50. Tüm isteklerinizi “lütfen” kelimesiyle bitirin.
51. Yatağa girdiğinizde birbirinize “iyi geceler” dilemeyi unutmayın.
52. Birbirinizin anne ve babalarına karşı nazik ve alçak gönüllü olun. Hürmette kusur etmeyin.
53. İş sorunlarınızı eve taşımayın.
54. Sofrada problemlerinizi sakın tartışmayın.
55. Fırsat buldukça seyahat edin.
56. Mutlu hayat sürebilmek için var olanla yetinmeyi ve gelecek için devamlı çalışmak gerektiğini ilke haline getirin.
57. Lüks yaşama fanteziniz varsa hemen kontrol altına alın..
Mekansızlar?
Belli başlı adresi olmayıp oraya gidince şöle buraya gidince böle denilenler hayat çarkının neresinde durmalı ve neresinden bakmalı şu koca dünya ya sizce?
Bambaşka bir hikaye
Vaktin birinde zarif bir lâl hanımefendi ile, naif bir lâl beyefendi lâtif bir izdivaç yapmışlar.
Birbirlerine hürmet ile muamelede bulunup, sükût ile de mukâbelede bulunurlar imiş.
Lâkin hanımefendi sevgisini göstermekte beyefendi kadar cesur davranamaz, çekinir imiş.
Yıllar ve yıllar sonra her ikisi de ihtiyarlamaya yüz tutmuş iken bir gün her ne oldu ve nasıl oldu ise beyefendi, hanımefendinin kalpcağızını incitmiş.
Hanımefendi de bu hâle içerlemiş bir miktar…
Lâkin o kadar da zarif ki, içerlemişliğini zevcine bir türlü nasıl hissettireceğini bilememiş, bizlere göre en kestirme yol olan ‘surat asma’ olayını hiç bilmiyormuş zâten…
Bir akşam, yemeklerini yiyip de sıra kahvelerini içmeye gelince, hanımefendinin aklına bir fikir gelmiş;
İkram eder iken kahvesini zevcine, bir gonca gül koyuvermiş fincanının yamacına.
Beyefendi anlamış tabii hemen anlaması gerekeni…
Diyormuş ki hanımefendi, goncaya söz yükleyerek;
“-Ey bey! Bu goncacağızın gül açmadan nâlâtif ellerce dalından koparılması gibi, sen de beni daha serpilmemiş bir genç hanımefendi iken evimden, ebeveynimden koparıp aldın, şimdi bir de beni incitiyor musun?…”
Bakınız efendim, rikkat buyurunuz, bir gonca ile anlatılanlara, dahası anlaşılanlara bakınız. Pek zarif, pek hoş.
Tabii efendim, hanımefendi ne kadar hoş ise, beyefendi de aynı hoşlukta olduğundan, gonca ile yapılan sitemin cevabı da, yine ona yakışır şekilde olmuş.
Ertesi sabah bir uyanmış ki hanımefendi, baş ucunda bir demet fesleğen…
Diyormuş ki beyefendi cevâben;
“-Ey hanım! Şu fesleğenin enfes kokusu gibi sen de pek hoş, pek lâtifsin…
Lâkin sana dokunulmadan (incitilmeden) hiçbir sevme ya da sevmeme gösterisinde bulunmuyorsun.
Beni sevdiğini anlayamıyor idim…
Dedim ki, hiç değilse sevmediğini anlayayım, bu da yetsin bana, ne olur affet, işte bundan sebep incittim kalbini…”
((Fesleğen, dokunulmadıkça kokusunu hissettirmeyen bitki türüdür.
Evliler & Bekarlar
Evliler iyi okusun,Bekarlar ders alsın .!
Evlilik , inanmadığım halde içerisinde 17seneyi bitirdiğim bir kurum benim
için.. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni
zamanda da…
Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan
geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan…
Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması , eğitim seviyesinin erkeğin
lehine yada en azından eşit olması bunların sadece ikisi…
Olmaz,yürümez diyor toplum…
Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın…
Ya da yumuşatıyorlar;
Efendim kadın erkekten önce çöktüğ ü için (hani doğum felan) küçük olmalıymış yaşı…
Eğitimde de böyle..
Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş,evde kalmakmış layıkı ….
EŞiM BENDEN 2 YAŞ BÜYÜK; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,
-’Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı ‘esprilerine muhatap dahi oldum.
EŞiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..
Ne o bana bilmişlik tasladı , ne ben ona ezik baktım…
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der
Halil Cibran…
Bunu unutmadık biz.
Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken
ben, ben öfkeliyken o ‘haklısın bitanem…’dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda ‘ama bi de böyle düşün’ de dedik fikrimizi
savunurken.
Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan
neferlerdik bu hayatta…
Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği
kadar aldık..
Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama…
Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına
saklanmış bir ‘saygı’ vardı daima…
Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…
Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık…
Bir gün öyle bir girdik ki birbirimiz e, ben ilk kez odamın
dışında yattım bi gece, misafir odasında…
Gece yarısı kapı açıldı eşim;
-Ne yapıyorsun burda?’ diye sordu kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle…
Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… ‘kay yana’ dedi
daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’dediğimde ‘benim yerim senin yanın,sen
gelmezsen ben gelirim’ dedi…
Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…
Ve bence doğrusu da bu…Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç..
Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize…
Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede…
Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim
oyunumuzdu, oynanan…
Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bi oyun bence…
Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de
bizim sözlerimizle…
Sadece gönlünüzden geçtiğince …Dediği gibi Ataol Behramoğlu’nun ;
‘…Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mi büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün
Evrene karışırcasına.Çünkü ömür dediğimiz şey,
hayata sunulmuş bir armağandır.Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…’
Can DÜNDAR
Sistem yenileme
Dün (21.05.2011) itibariyle kendi isteğimiz ve bilgimiz dışında servis sağlayıcımız bir sunucu bakımı yapmış. Bu süreçte de sitemize ulaşılamamıştır. Bu konuda bütün ziyaretçilerimizden özür diliyoruz.
Ancak bu bakım sonrasında artık sayfamız çok daha hızlı açılacaktır. Umarız bu tür aksaklıklar bir daha olmaz.
Daha kaliteli bir sayfa için sizlerin de öneri ve yorumlarınıza açığız. Teşekkürler, iyi eğlenceler.
Nisan 1?
İşte size (bilmeyenler için)1 Nisan şakasının tarihçesi:
15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu İspanya daki Endülüs müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi kalenin önüne giderek bir elinde Kur an bir elinde İncil; Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir.
Bunun üzerine Müslümanlar Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz… dediklerinde Haçlı ordusu komutanı Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur diye cevap verir ve BÜTÜN MÜSLÜMANLAR ORADA ŞEHİT EDİLİR.
İşte o gün bugündür 1 Nisan Hristiyanlar arasında Hile Günü olarak kutlanmaktadır.
Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.
Nereden geldiğini bilelim. Bilelim de ona göre kutlayalım… (ispanya asırlar boyu müslümanların hakimiyetinde kalmıştır)
Alıntıdır.
Hakkımda
Etiketler
boncuk işi dantel din dokuma elemeği elişi Genel gül hamurişi havlu kenarı iğneişi iğne işi iğne oyası kadınca kenar danteli kolay iğne oyaları krep krep oyası kırk yama kıssadan hisse kışlık Mâni müzik netden oda takımı oya sevgi ve paylaşım söz takı tülbent tülbent kenarı tığ işi tığişi video yapımı kolay iğne oyası yastık kenarı yazma yazma kenarı Yemek yöresel çetik çorap örgü örtü şiir
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
Bağlantılarım
- Email Rabish.net email
- Fiyonk Fiyonk El İşi Günlüğü
- Hobiriks Tatlılar, yemekler, yemek masası, süsleme ve daha bir sürü tatlı şey
- Oktay Usta yemek
- Örgü Kendi modanı kendin yap giy
- Örgü Dünyası örnek örgüler
- Oya kursu İğneişi ögrenmek için
- Sevil Altunel Pasta, börek, kurabiye
- Şeyda Elemeği Kadınca Şeyler
- Son Dakika Gelişmeleri Sıcak Haberler
- Takı tasarım Bileklik
- Yama Değerlendirmek güzel
Takvim
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ara | ||||||
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 | 31 | |||||





















