Browsing articles tagged with "sevgi ve paylaşım arşivleri - Rabish.net"
Tem 26, 2017
R@bi@Sen

Boşanmaktan Vazgeçiren Söz

Birisi hanımı ile hiç geçinemez. Evde her gün basit şeyler yüzünden tartışma olur.
Adam bu tartışmalardan bıkıp artık ayrılmak ister.
Bunların münakaşaları yüzünden iki tarafın ailelerinin de araları açılır…
Bu şahıs bir gün perişan bir hâlde, istişare etmek için tecrübe sahibi, ilim ehli, herkes tarafından sevilen, sözüne güvenilen bir zata gidip durumu anlatır, hanımından boşanmak istediğini söyler.
O zat, ona; “Artık ayrılsan da fark eden bir şey olmaz. Şurada bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan yap!” der…
Bu sözü duyan adam şoke olur, rengi atar, yine perişan bir durumda çıkar gider… Rastladığı tanıdıklarıyla helalleşmeye başlar. Eve gider, hanımına ağlamaklı;
“Hatun gel, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım, istediğini alamadım, hakkını gözetemedim, ne olur beni affet, bana hakkını helal et” der.
Hanımı; “Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor!” der, acır ona ve “Bey, asıl sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm” der. İkisi de başlar ağlamaya… Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederine gider. Onlarla da ağlayarak helalleşir.
Adamın hanımı da, kendi kayınvalidesine gidip aynı şekilde helalleşir. Artık evde her gün cennet hayatı yaşarlar ve birbirlerini hiç üzmezler…
Ama adam, hanımına, o zatın, öleceğine dair sözünden hiç bahsetmez…
Bir ayın dolması için günleri sayar. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artar, geceleri de ibadet eder. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artar…
Bir ay dolar.
Ha bugün öleceğim ha yarın… derken, bir türlü ölmez! “Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var” diye düşünür…
Birkaç gün daha bekler, yine ölmez. Sonra o zatın yanına gider; “Efendim ben ölmedim” der. O zat da; “Ne ölmesi?” deyince; “Efendim siz ‘bir ay kadar ömrün kaldı’ demiştiniz, o bir ay doldu ama ben ölmedim” der.
O zat; “Kardeşim, ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez.
Şu andaki hayatından memnun musun?” der. Adam “Evet hiç tartışmamız olmuyor” der. O zat; Haydi artık böyle devam edin” der… O ailenin iki çocukları olur, gül gibi geçinip giderler…
İşte bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor, unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek. Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dinimize uymamaktan ileri gelir…

Tem 18, 2017
R@bi@Sen

Eşinizi Üzmeyin Bir Gün Çok Pişman Olursunuz

Ayşe teyze elli yıldır aynı yastığa baş koyduğu kocasıyla iki haftada bir aile hekimine gelir ve oturur oturmaz doktora şikâyete başlardı. Kızııım, bu Ali amcan var ya, Allah ıslah etsin onu. Ali amcan, şöyle, Ali amcan böyle. Boşayacağım bu adamı.
Ali amca da bazen titreyen sesiyle asıl sen şöyle böyle yapıyorsun!’ diye kendini savunur ve bazen de susardı.
Aile hekimi sakinleştirmeye çalışırdı:
Etme Ayşe teyze, bunca yıldan sonra, böyle küçük meseleler yüzünden değer mi?
El âleme ayıp, bu kadar sabrettiniz birbirinize, şurada ömürden ne kaldı geriye. Kısa süre sonra Ali amcanın öldüğü öğrenilir ve Ayşe teyze bir yıl ortalıklarda görünmez.
Günün birinde çıkagelir Ayşe teyze.
Eski canlılığını yitirmiştir, suskunlaşmıştır, gözlerinin feri kaçmıştır. Oturur aile hekiminin karşısına.
Nasılsın Ayşe teyze? diye sorar hekim. Gözyaşlarına eşlik eden titrek sesiyle Ah evladım der.
Ali amcan öldüğünden beri hayatım bir kâbusa döndü. Peşlerinden neler çektiğim evlatlarımdan hayır yok.
Ne oğlumun evine sığabildim, ne kızımın evinde bir köşecik bulabildim kendime.
Ne gelimine yaranabildim, ne damadıma. Yapayalnız kaldım.
Tek Ali amcan yaşasaydı da, bir iyilik etmesi lazım değil, hiç olmazsa evin bir köşesinde bir nefesi olsaydı.
Görüyorsunuz, sizi en çok sevenler dâhil, herkes çekilip gidecek hayatınızdan, çocuklar yuvadan uçacak ve kimse size eşiniz kadar yakın kalamayacak.
Sorun iffetsizlik değil, cana kast değil, akıl kaybı değil, hırsızlık değil, kumar değil, daha ne? Anlaşamıyormuşuz.
Anlaşamamanın canı cehenneme! Üstelik kimsenin yanında eşiniz kadar rahat olamayacağınızı da biliyorsunuz.
Öyleyse, ciddi ahlaki sorunu olmadığı sürece, sırf maddi kararlarda anlaşamamak yüzünden eşinizi kırmayın.
Her şey en iyi olamıyorsa, boş verin olmayıversin. Dilinizi tutun, dudaklarınızı ısırın, ama eşinizi kırmayın.

Tem 9, 2017
R@bi@Sen

Kıldan İnce

Birgün Hz. ALİ (R.A.) hastalanmıştı. Hz. Ebû Bekir (R.A.) haberdâr olarak, Hz. Ömer ve Hz. Osman’a şöyle dedi:
– Hz. Ali hastalanmış, onu ziyârete gidelim. Kabul ederler, berâberce Hz. Ali (R.A.)’in kapısı önüne gelirler.
Hz. Ali (R.A.) onları karşılar. O esnâda Ali (R.A.)’in rahatsızlığı hafiflemişti. Buyur eder… Öyle sevinir ki sahîliğinin (cömertliğinin) denizi dalgalanır.
Evine girer; temiz bir tas içinde bir kişiye yetecek kadar bal bulur. Başka ikram edecek bir şey olmadığını görür.
Temiz beyaz tas, içinde bir kişilik bal, tasın kenârında ince siyah tüy (kıl) var. İkram için önlerine getirir:
– Buyurun! der. Ebû Bekir Sıddîk (R.A.) der ki:
– Konuşmadan önce, baldan yemek lâyık değil. (Evvel kelâm, sonra taâm!) Diğerleri:
– Sen bizim içimizde Efendimizsin; en kerîmimiz, en azîzimizsin. İlk söz sizin! Bunun üzerine,
Hz. EBU BEKİR:
– Din, beyaz tastan daha nurludur. Zikrullah baldan daha tatlıdır. Şerîat kıldan daha incedir.
Hz. ÖMER:
– Cennet, tastan daha nurludur. Cennetin nîmetleri, baldan daha tatlıdır. Sırat, Kıldan daha incedir.
Hz. OSMAN:
– Kur’ân-ı Kerîm, tastan daha nurludur. Kur’ânı okumak, baldan daha tatlıdır. Kur’ânı tefsir etmek, kıldan daha incedir.
Hz. ALİ:
– Misâfir, tastan daha nurludur. Misâfirin kelâmı, baldan daha tatlıdır. Misâfirin kalbi, kıldan daha incedir. Bu anlayış ve teveccühler, Kur’ân Ahlâkıdır, ALLAH Teâlâ kalblerimizi, irfan nûru ile nurlandırsın!
Bizleri ve sizleri Kur’ân-ı Hakîmin sırrına ulaştırsın. Âmin!
Yâ ALLAH! yâ RAHMAN! yâ RAHİM! KAYNAK (Hz. Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (K.S.), Hz. Ebû Bekir (R.A.) hayatı C. 71)

Tem 8, 2017
R@bi@Sen

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in Duası

* . . . – PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN DUASI :

* . . . – DUA, büyük bir ibadettir. Allah’tan başkasına yapılması caiz değildir. * . . . – DUA, Yüce Allah’a muhtaç oluşu, acziyeti açıkca ortaya koymaktadır. * . . . – DUA kulluğun alâmeti, beşeri zilletin fark edilmesidir. * . . . -DUA ile Yüce Allah övülmüş olur. Cömertlik, lütuf ve keremin O’na ait olduğu belirtilir.

– Bundan dolayı Rasûlüllah (s.a.v.); “Dua, ibadetin ta kendisidir.” buyurmuştur. (Tirmizi) – Peygamberimiz (s.a.v.) çokca dua eder, niyaz eder, Yüce Allah’a muhtaç oluşunu ortaya koyardı. Özlü sözleri ve özlü duaları çokca severdi.

– Peygamber (s.a.v.)’in bir duası şuydu : – “Allah’ım, işimin dayanak noktası olan dinim benim için ıslah eyle ! Mâişetimin kendisinde bulunduğu dünyalığımı benim için ıslâh eyle ! Dönüşümün kendisine olacağı âhiretimi benim için ıslâh eyle ! Hayatta kalmayı benim için her türlü hayrın artışına sebep kıl ! Ölmeyi de benim için her türlü kötülükten yana rahata ermeye sebep kıl !” (Müslim)

– Bir duası da şöyleydi : – “Ey gizliyi ve açığa bilen, gökleri ve yeri yoktan var eden, her şeyin Rabbi ve maliki olan Allah’ım ! Şehadet ederim ki, Senden başka hak ilah yoktur. Nefsimin kötülüğünden, şeytanın şerrinden ve tuzaklarından, nefsime zulmetmekten ya da bir Müslümana kötülükten etmekten Sana sığınırım.” (Ebû Davûd)

– Bir diğer duasıda şöyleydi : – “Allah’ım, helâlin bana yetsin, haram kıldığın şeylere bu sayede muhtaç olmayayım. Lütf u kereminle de beni başkasına muhtaç olmaktan koru !” (Tirmizi)

– Yüce Rabbine yaptığı bir diğer duası da şöyle idi : – “Allah’ım, bana mağfiret buyur, bana merhamet eyle ve beni refik-i ala’ya kavuştur.” (Buhâri, Müslim)

– Peygamber (s.a.v) rahatlık zamanlarında, sıkıntı zamanlarında Yüce Rabbine çokca dua ederdi. Bedir günü Müslümanların zaferi ve müşriklerin de bozguna uğratılmaları için dua ettiğinde ellerini göğe o kadar kaldırmıştı ki omuzlarından ridâsı yere düşmüştü.

– Peygamber (s.a.v.) kendisi için, aile halkı için, arkadaşları için ve bütün Müslümanlar için çokca dua ederdi.

Tem 4, 2017
R@bi@Sen

Kaynana Dediğin Böyle Olacak

Aşçılığı ile ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu. Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi.
Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar.
Kadının o gece yaptığı yemekler berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu farkettirmemek için ellerinden geleni yaptılar. Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift, annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler.
Aile dostu, yaşlı kadına sordu: “Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum. Bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü? Hasta mısın yoksa? Yaşlı kadın, gülümseyerek cevap verdi: “Hayır, kasten yaptım. Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak…”

Tem 3, 2017
R@bi@Sen

Kabir


Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde
> akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,
> son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının
> yanında durur.
> Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına
> girer.
Definden sonra herkes evine döner.
> Münker ve Nekir adlı iki özel melek gelir, öleni
> kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında
> sorgulayabilmek
> üzere göğsünde
> *duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.
> Güzel kişi der ki “O benim refakatim, O benim
> dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.
> Eğer siz sorgulama için görevlendirildi yseniz,
> görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul
> ettirinceye kadar terk edemem.
> Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, “Ben, bazen
> yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.
> *Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra
> üzüntü duymayacaksın.
> Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan
> (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar. ALLAH’ın Resulu (SAV) Buyuruyor:
*Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir melek,ALLAH’ın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.

Sayfalar:123456»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, üç dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Ağustos 2017
P S Ç P C C P
« Tem    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031