Browsing articles in "Genel"
Kas 8, 2011
R@bi@Sen

Kurbanımız Kabul Ola

Allah’ına yaklaşmak istemezmi insan,seni en güzel şekilde  donatmış sana dünya gibi muhteşem bir denge düzenin içinde yaşama şansı vermiş yaradanına yaklaşmak için kurban kesmek çokmu ağırdır?Bize bu muhteşemliği vermiş fazla fazla en fazlasını en iyisini hak etmiyormu.

Eki 26, 2011
R@bi@Sen

Mutluluk beklemekle gelir mi?


Kadın eşine, “Hayatım koltuklarımızı değiştireceğin günü bekliyorum.” dedi. Erkek, “Ben de senin iktisatlı bir kadın olmanı bekliyorum.” cevabını verirken; çocuk atıldı

“Baba ben de cep telefonumu almanı bekliyorum.”

Evet, asrımızın hastalığı beklentiler ve beklentileri beklemekle geçen ömürler… Kadın kocasından rahat bir hayat yaşatmasını bekliyor. Güzel bir ev, eşya, hatta araba almasını bekliyor. Kısacası filmlerdeki gibi bir hayat bekliyor.

Erkekse, eşinden beklentilerine cevap veremediğinden dolayı anlayış ve hoşgörü bekliyor. Evin huzurunu, dirlik ve düzenini sağlamasını bekliyor.

Çocuklar, babalarından özel okula gitmeyi, markalı giyinmeyi, her çıkan cep telefonundan alınmasını kendine ait bilgisayarının olmasını bekliyor…

Evin kedisi bile reklamlardaki mamadan yemeyi, aşılarının yapılmasını, hastalandığında veterinere götürülmesini bekliyor. Hayat, beklentileri beklemekle geçiyor. Tabii ki, her beklentinin gerçekleşmemesi de insanları mutsuz ediyor. Bu mutsuzluklarsa ailenin mutluluğuna tesir ediyor. Oysa mutlu olmak için bir şeyleri beklemeye gerek yok. Mutlu insan her yerde, her şartta ve her şeyle mutlu olur.

Nasıl ki, küçük bir havuzda yüzmesini bilmeyene, koskoca okyanus verseniz yine yüzemez.

Aynen öyle de küçük şeylerle mutlu olmayan bedbin insana bütün dünyayı da verseniz mutlu olmaz.

Çünkü mutluluk sabırla avlanır, sebatla büyütülür. Tahtını madde aleminden ziyade mana alemine kurar. Bir çiçeğin yapraklarında, bir böceğin kanatlarında, bir bebeğin gülücüklerinde onun parıltıları saklıdır.

Çiçeği sevmeyene has bahçe verseniz bir mana ifade etmez.

Kuşun uçuşundan mutlu olmayanı göklerde uçursanız uçmaz!

Mutluluk birilerinden bir şeyler bekleyerek elde edilmez. Daha doğrusu parayla satılmaz. İnsanın yüreğinde, gönlünde saklıdır.

Mutsuzun kalp sarayıysa virane, gönül bahçesi harabedir.

Böyle insanların yapması gerekenler, bu hanımın anlattığı olayda saklıdır:
“Oğlum üniversiteyi kazanamadı. O sıkıntıyla yürürken karşıma bir aile çıktı. Annenin elinde özürlü bir çocuk. Çocuğu bir türlü zaptedemiyor. O an donup kaldım. Ben neler düşünüyordum. O anne neler yaşıyordu. Ben de o annenin yerinde olabilirdim. Bana verilene şükredip mutlu olacağıma, verilmeyene üzülüyordum. O an Allah’a böyle bir evladım olmadığı için şükrettim.”

Evet bu anne gibi bize verilmeyenlere feryat etmek yerine verilenlerle mutlu olmalıyız.

Bir elimiz yoksa iki eli olmayanlara bakmalıyız. Bir gözümüz yoksa iki gözü görmeyenlere dikkat etmeliyiz. Gözümüzü bizden yukarılara değil aşağılara çevirmeliyiz. Ancak o zaman beklentilerimize karşılık bulamadığımız zaman sıkıntımız azalır.

Tabii, bir şeyleri beklerken bizi bekleyen şeyleri de unutuyoruz.

Yakınlarda vefat eden Prof. İbrahim Canan’ın eşi Zarife Hanım, “Sabah güle oynaya gönderdik, gece onu beklerken ölüm haberini aldık.” diyordu.

İsterseniz beklentilerimize kavuşamadığımız için duyduğumuz üzüntüleri bir kenara koyup biraz da bizi nelerin beklediğini düşünelim.

Gülay Atasoy
e-mail: gulay@gulayatasoy.com

Eki 20, 2011
R@bi@Sen

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitleimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

Eki 10, 2011
R@bi@Sen

İğne Oyası

 

İğne ile yapılan motifler biraz uğraştırsa da birbiriyle eklenince byle rengarenk güzel bir yazma kenarı yapabiliyoruz.

Eki 6, 2011
R@bi@Sen

Saltanat Kayığı

Malzemeler

  1. Yarım kg. kabak
  2. 2 baş soğan
  3. 5 diş sarımsak
  4. 2 kaşık zeytinyağı
  5. dereotu
  6. tuzkarabiber.

Üstü için:

  1. 1 kaşık zeytinyağı
  2. 2 kaşık un
  3. 3 çay bardağı süt
  4. 1 adet yumurta
  5. 1 çay bardağı kaşar peyniri.

Yapılışı

Kabakların kabukları soyulur. Boylamasına ikiye ayrılır. Tatlı kaşığı ile ortaları oyulur. Bir tencerede kaynamakta olan tuzlu suda kabaklar dağılmayacak kadar haşlanır. Diğer tarafta soğanlar halka şeklinde doğranıp yağda şeffaf oluncaya kadar kavrulur. İçine ince kıyılmış sarımsaklar atılır. Ayrıca kabakların içlerinden çıkan parçalar da soğanlara katılarak hepsi birden kavrulur. En son ince kıyılmış dereotları ilavesi ile hazırlanan iç haşlanmış kabakların içine doldurulur. Ayrı bir kapta 1 kaşık yağ ile un kavrulur. İçine süt ilave edilerek beşamel sos hazırlanır. İçine 1 yumurta kırılıp karıştırılır. Hazırlanan sos kabakların üzerine muntazam olarak dökülür. Kaşarpeyniri rendesi serpilerek fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.
Afiyet olsun.

Eyl 26, 2011
R@bi@Sen

Sulu Kek

MALZEMELER

  1. 3 adet yumurta
  2. 3 su bardağı un
  3. 1,5 su bardağı şeker
  4. 1 çay bardağı sıvıyağ
  5. 1 çay bardağı su
  6. 1 fincan kakao
  7. 2 paket kabartma tozu
  8. yarım limon suyu

YAPILIŞI

  • Önce yumurta ve şeker köpük köpük oluncaya kadar çırpılır.
  • Sıvıyağ, su, un, kabartma tozu ve kakao eklenip karıştırılır.
  • Yağlanmış kek kalıbına dökülür.
  • Soğuk fırına sürülür ve ilk 15 dakika fırın kapağı açılmadan 200 decereısılı fırında 20 dakika pişirilir.
  • En az 30 dakika dinlendirdikten sonra dilimleyerek servis yapılır.
  • Afiyet olsun…
  • Ayrıca: Bu kekin hamurunu ben ikiye bölüp bir yarısını beyaz diğer yarısınıda kakaolu yapıyorum daha hoş görüntü oluyo siz de kendinize göre uyarlıyabilirsiniz.

Afiyet Olsun

Eyl 16, 2011
R@bi@Sen

Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!

Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!

Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?

Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme…

” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin…

Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..

Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?..

Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…

Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…

Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…

Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,

Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,

İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş O Gül yüzün…

Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…

Öyle bakma! O bakışın bir hançer, canım Kudret elinde…

Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !

Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…

Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde

Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ?..

” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ?

Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !

İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…

Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…

Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde…

Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…

Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..

Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…

En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…

Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…

Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…

İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,

Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,

Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Hûriler kan kırmızı bir şerbet verdiler elime,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…

Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine…

Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,

Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!..

İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde,

Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…

Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…

İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…

Selâmu aleykum Azrail !

Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim…

Örtün artık şu duvağı yüzüme!

Sayfalar:«1234567...31»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, iki dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Çevir

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Galeri

bohca lale kelebek