Browsing articles tagged with " din"
May 18, 2012
R@bi@Sen

YARATILANI HOŞ GÖR YARATANDAN ÖTÜRÜ

 

Yanıyor ALLAHIM içim yanıyor.

Beni böyle görenler mecnun sanıyor.

Hayatımız ne güzel güllük gülistanlık gidiyo değilmi?Şöle ilk bakışta ne güzel ne iyi diyebildiğin her şeyin ardında ne kadar karanlıklar gizli farkında değiliz veya farkında olmamaya çalışıyoruz.Yazabilirmiyim bilmiyorum ama çok dertliyim çokk.Bazen ağlamak bile beceri oluyo ama onu bile istiyosun mevladan ona bile izin vermiyo yaradan.Şu güzelim mubarek CUMA günü aklıma getirdi mevla, vardır bunun da bir hikmeti.Ağlamak bile büyük nimetdir bizim için,onu bile yapmayanlar yapamayanlar var.

Birinin kalbini kırdığın zaman ufakda olsa pişmanlık duymalı insan,bir his uyanmalı, onun yerine kendini koymalı,enpati kurmalı ki tamir için adım atabilsin.Öle oluyorki hiç kırılmamış,hiç söylenmemiş o kurşundan daha fazla yara açan sözler.Ama bilmezki yıllarını bitirmiş,insanlardan kaçar hale getirmişlerdir seni.Sana verilen ayakdan alda saçına kadar ilik ilik işlemişler sana verilen bu bedenini.BİLSELERDİ YAPMAZLARDI  diyor ya peygamberim(a.s) evet bilmiyorlar belkide bilmekde istemiyorlarmı acaba…

İnsanlar kendileri seçebiliyorlardamı kaşının, gözünün,elinin,ayağının nasıl olmasını ona verilen bedenle,mevlanın takdir ettiği bedenle alay edebiyorsun.Yada güzelliğinden dolayı kibirlenebiliyorsun.Sen o güzelliği siparişmi verdinde sana sunuldu.Bende bu görüntümümü sipariş verdim bana sunuldu HAŞA.Takdir eden, beni ve seni yaratan böle yaratmış bunu uygun görmüş.Sen güzelliğinle gururlanma benide bu halimle isyankarlığa teşvik etme.ALLAHIM korusun.YARATILANI HOŞ GÖR YARATANDAN ÖTÜRÜ.Kara toprağın koynuna girmeden o kara toprağı bağrına basabilmeyi hak etmeli insan.Kul kulluğunu unutup  kendini bişi sanıyo bazan.ALLAHIM senin lutfundan mahrum bırakma bizi.AMİN.

May 4, 2012
R@bi@Sen

Ne Yaparız?

 

SU DİYOR Kİ; -Ben Akıyordum Yabana, Beni Çıkardılar Meydana, Mekanı Cennet Olsun, Benden Abdest Alıp” NAMAZ” Kılana..

SECCADE;İpeklerle süslendim,Rengarenk her bir telim,Niyet namaz kılmakdı benimle şimdi süsperde gibiyim evin harhangi bir yerinde.

KURAN’I KERİM;Göbek altı tutmayın hatda rafdan hiç kaldırmayın,Okursanız  kurtuluş bulursunuz,Okumassanız hiç medet ummayın.

NAMAZ;Günde beş vakit,Ama yok ona bir vakit,sapasağlam gezerken, yaşlılığa bırakılıyorum.Ha geldi ha gelecek vakit derken belki hiç kılınmıyor belkide bacak ağrılarını bahane edip yarım yamalak kılınıyorum.

Mar 13, 2012
R@bi@Sen

‎4 SORUYA 4 MÜKEMMEL CEVAP

‎4 SORUYA 4 MÜKEMMEL CEVAP… Bir adam Hz. Ali’ye geldi ve “Sana sormak istediği…m dört sorum var” dedi. İlim Şehrinin Kapısı “Buyur, sor” dedi. Adam sordu. “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?…” Hz. Ali cevap verdi. “Tövbe etmek vaciptir günahları terk ise ondan önce vaciptir.” … Adam sordu.“Yakın nedir? Yakından yakın nedir?” Hz. Ali cevap verdi. “Kıyamet yakındır ölüm ondan daha yakındır.” Adam sordu.“Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?” Hz. Ali cevap verdi.“Dünya acayiptir dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.” Ve adam son olarak, şu soruyu sordu. “Zor nedir? Zordan daha zor nedir?” Ve Hz. Ali, bu son soruya da, şöyle cevap verdi.“ Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.”..

Eyl 16, 2011
R@bi@Sen

Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!

Örtün Artık Şu Duvağı Yüzüme!

Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?

Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme…

” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin…

Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..

Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?..

Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…

Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…

Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…

Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,

Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,

İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş O Gül yüzün…

Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…

Öyle bakma! O bakışın bir hançer, canım Kudret elinde…

Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !

Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…

Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde

Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ?..

” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ?

Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !

İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…

Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…

Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde…

Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…

Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..

Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…

En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…

Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…

Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…

İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,

Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,

Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Hûriler kan kırmızı bir şerbet verdiler elime,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…

Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine…

Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,

Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!..

İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde,

Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…

Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…

İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…

Selâmu aleykum Azrail !

Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim…

Örtün artık şu duvağı yüzüme!

Ağu 22, 2011
R@bi@Sen

Allah’tan Bu ”Genç” Gibi Korkan Var mı ?

Hz. Ömer devrinde bir genç vardı. Bu genç mescidden hiç ayrılmazdı. Sanki o bir mescid kuşuydu. İbadetine dikkatli, nafileleriyle de Allah (cc)’a yaklaşanlardan olduğu her halinden belliydi. Bir ara, Hz. Ömer (ra) bu genci mescidde göremez oldu.

Zaten, cemaatin bazı mezheplere göre farz, bazılarına göre namazdan bir rükün ve en azından sünnet-i müekkede olmasının ve bir imam arkasında namaz kılmanın hikmetlerinden biri de bu değil mi? İmam arkasına dönüp cemaatini süzecek ve gelmeyen varsa onu soracak… hele bu imam Hz. Ömer (ra), cemaat de ashap olursa..

Ömer, cemaat ne kadar kalabalık olursa olsun cemaatini çok iyi tanır ve adeta hergün onları kontrol ederdi. İşte bu genci görmeyince de böyle sormuştu: “Acaba falanca gence ne oldu, bir-iki gündür mescidde göremiyorum.” Cemaat önce cevap vermek istememiş ve herkes gözlerini yere çevirmişti Ömer’le göz göze gelmemek için. Hz. Ömer (ra), cemaatteki bu garipliği görünce sorusunu tekrar eder ve içlerinden biri cevap verir: “Ey Mü’minlerin Emiri! Onu, uygunsuz bir yere giden yolda ölü olarak bulduk. Seni üzmemek için hemen namazını kılıp gömdük.”

Hz. Ömer işi anlar. Sanki Ömer’in gözünden perde kalkmış ve genci asıl mahiyetiyle görmüş gibidir. Hadisenin aslı şıdır:

Bu genç mescide gelip giderken, evi o yolun üzerinde olan bir kadın, gence musallat olmuştur. Genç bekardır ve kadın, onu yoldan çıkarabilmek için şeytanın bütün oyunlarını kullanmaktadır. Ancak her defasında genç ondan gelen tekliflere karşı mukavemet eder, dayanır ve günaha girmekten kurtulur.

Ne var ki her insanın bir zayıf anı olur. İşte o gün de o gencin zayıf anıdır. Kadın bütün aşüfteliğiyle ona işaret edince genç dayanamaz ve o eve doğru bir-iki adım atar. Birden dudaklarında, gayr-i ihtiyari bir ayetin temessülünü hisseder. Yani genç gayr-i ihtiyari olarak bu ayeti devamlı ve ısrarla okumaya başlar. Önce farkına varmadan diline dolanan bu ayet, farkına vardığı anda işini bitirmeye yetmiştir. O semavi saika gibi gelen ayet şudur:

“Onlar ki takva dairesi içinde yaşarlar, kendilerine şeytandan bir tayf, bir vesevese geldiği zaman hemen Allah’ı hatırlar ve gözlerini hakka açarlar.” (Araf, 7/20)

Genç sanki kendisine bu ayetler yeniden nazil oluyor gibi bir ruh haleti içine girer: Niyet ettiği işten dolayı Rabbinden çok utanır, haya eder.. Rabbinin ona olan bunca ihsanını unutup bir an dahi olsa günaha meylinden dolayı ürperir.. ve hele sürçme anında bile Rabbinin onu nefsiyle baş başa bırakmayıp diline saldığı ayetle onu kendisine çevirmesi bu ışık insanı öylesine heyecanlandırır ki, kalb balansı bu lahuti heyecana dayanamaz; O’nu anar ve ötelere yürür.

Hz. Ömer (ra), gencin serancamesini öğrenince hemen onun kabrine koşar. Kabre doğru eğilir ve sesi çıktığınca bağırır:

“Ey genç! Rabbinden korkanlar için iki cennet vardır” der. Tam bu esnada Ömer (ra)’in sesine denk gür bir ses daha duyulur ve adeta makber lerzeye gelir. Bu ses, o gence aittir ve şöyle demektedir: “Ey Mü’minlerin Emiri! Allah bana senin dediğinin iki katını lütfetti” bu ses ister bu gence ait olsun isterse onun yerine bir melek konuşmuş bulunsun veya bunların hiçbiri olmasın da, sema lerzeye gelip bu sözleri söylesin, fark etmez. Genç, Allah (cc)’tan korkmasının mükafatını iki kat olarak görmüştür.

Kıssadan Hisseler

Sayfalar:123»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, iki dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Çevir

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Galeri

bohca lale kelebek