Kas 16, 2017
R@bi@Sen

Oğlum (Nasihat) (Doğum günü)

Doğum günün kutlu olsun Yunus Emrem..
Yıllar ne kadar çabuk geçiyor. Daha dün gibi aklımda senin o ufacık bedenini kucağıma aldığım gün. Rabbim bir emanet de bana nasip etmiş onu üzersen beni üzmüş olursun diyordu sanki minik bedenin masum bakışların o nedenle seninle ağladım seninle güldüm canım Oğlum ilk neşem ilk sevincim. Ama artık büyüdün. Ne derdini anlatıyorsun nede ben seni dinleyebiliyorum.Öyle acıdır ki kalbinin içindekini uzaktan sevmek. Canım oğlum koskoca bir yıla daha bizsiz başlıyorsun ben sana sarılmak yeni yaşını kutlamak isterdim. Ben sadece sana duygularımı buraya kaydediyorum. Ölüm var bil oğlum seni çok seviyorum. İyi ki varsın iyi ki bana verilen bir emanetsin.Yeni yaşın hayırlı olur inşallah.Başarı,Mutluluk,peşinden ayrılmasın. Ama Allah’tan kork onu hep sev sev sev.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Iyi düşün, boşa kelam etmeden,
Vezir eder, rezil eder dil oğlum.
Aç gönlünü, sevgi saygı bitmeden,
Büyüğünü, küçüğünü bil oğlum.

Sabır göster, dert ne ise hallolur.
Şükür eyle, bir’in bile ell’olur.
Dost dediğin, kara günde bell’olur,
Teselli et, gözyaşını sil oğlum.

Bir daha çal, açık kapı kalsın ki,
Allah bilir, yürek ibret alsın ki.
Dini yaşa, temel sağlam olsun ki,
Şaşırdıkça, doğru yolu bul oğlum.

Helâl varken harama hiç el sürme.
Gayretli ol, hiç bir işi zor görme.
Öksüzleri, fakirleri hor görme,
Üstün değil, kula karşı kul oğlum.

Nifak nedir, fitne nedir? Unutma.
Farklı kumaş, aynı sedir, unutma.
Türkü Kürdü lazı birdir, unutma,
Ayrı parmak ama aynı kol oğlum.

Bırak hayat güçsüzleri elesin,
Hain olan düşmanlığı dilesin.
Ezan dinmez, bayrak inmez bilesin,
Dil söyleyip, tasdik etsin sol oğlum.

Rehber Kur’an, vazgeçtiğin serine,
Vatan aşkı, yer etsin en derine.
Nefret ile bencilliğin yerine,
Sevgi ile erdem ile dol oğlum.

Gizli olsun, hep iyilik yap ama,
Bükülme hiç, kırk yerinden kop ama.
Komşun açken, gözlerini kapama,
Düşünmeden ekmeğini böl oğlum.

Dönüşü yok, bir kez nefse uydun mu,
El yanılmaz, vicdanına koydun mu.
Ezan dedim, bayrak dedim, duydun mu?
Gerekirse bu uğurda öl oğlum.

Ahmet Çabuk

Kas 14, 2017
R@bi@Sen

Mekik Oyası


Bu oya yı yapan arkadaş anlatmıyor keşke anlatıp yapsaydı ama ben bunun nasıl yapıldığını çözeceğim İnşaAllah. En azından sayılarını verseydi çok daha kolay olacaktı.

Kas 14, 2017
R@bi@Sen

İhlas İle Yapılan Amel

🌼🌿🌼🌿
Bir zat, vefat etmeden önce çok ağlar. Oğlu, (Baba, niye bu kadar çok ağlıyorsun? Ölümden mi korkuyorsun?) diye sorar. Babası şöyle cevap verir:
(Hayır, ölümden korkmuyorum, ama Cenab-ı Hakk’ın hesabı, bizim yaptığımız hesaba benzemez. Biz onun bildirdiklerine uyduk mu, uymadık mı, onu bilmiyorum. Evet, görünüşte bir şeyler yaptık, ama O, yaptığımız bu işlerden razı mı, değil mi? İşte bunun için ağlıyorum.)
Bir süre sonra bu zat vefat eder. Oğlu birkaç gün sonra babasını rüyada görür, (Baba, ne oldu?) diye sorar. (Oğlum, felaketin tam eşiğinden döndüm) diyerek, şöyle anlatır:
(Allahü teâlâ, “Sana 70 sene ömür verdim. Çünkü her an seni varlıkta tutan bendim. Bırakılsan ölür giderdin, zaten yoktun. Sana bu kadar nimet verdim. Karşıma neyle geldin?” buyurdu.
“Yâ Rabbi, 10 yaşında babam hacca götürmeye başladı. 60 kere haccettim” dedim. “Hiçbiri kabul olmadı” buyurdu.
“Yâ Rabbi, 40 sene her gün oruç tuttum, geceleri namaz kıldım” dedim. “Bunlar da kabul olmadı” buyurdu.
“Yâ Rabbî, zekâtlarımı verdim” dedim. “Zekâtların da kabul olmadı.
Yalnız bir amelin hoşuma gitti. Yolda bir tezek vardı, Müslümanlar rahatsız olmasın diye kimse görmeden, aldın bir kenara koydun. İşte bu ihlâslıydı.
Ama sen diğerlerini başkası görsün diye yaptın. Ameline riya karıştı, fakat bu tezeği ihlasla kaldırdın, riya karışmadı. Ben ihlâslı ameli kabul ederim, ihlâssız ameli kabul etmem” buyurdu.)
Onun için büyüklerimiz, (Yaptığın amel az olsa da, insanları düşünerek yapma! Yoksa riya olur. Riya da şirke götürür) buyuruyorlar. Dolayısıyla ancak ihlâslı olanlar kurtulacaktır. İhlâs varsa riya yoktur, riya varsa ihlâs olmaz. Onun için işlerimizi yaparken insanların değil, Rabbimizin razı olmasını düşünmeliyiz.
🌼🌿

Kas 14, 2017
R@bi@Sen

Çiğ Koysan Yenmez


🌼🌿🌼🌿
Kadın yirmi yıldır kocasına çeşit çeşit yemek yapıyordu. Adam bir kere bile eline sağlık hanım dememişti.
Yemek seçen biride değildi , ne koysa yerdi.
Kadın bir gün ıspanakları yıkadı doğradı tencereye koydu.
Güzelce sofrayı hazırladı , kocasını çağırdı .
Adam tabağı uzatınca bir kepçe çiğ ıspanağı adamın tabağına koydu.
Adam şaşırmıştı ;
– Hanım bu ne ?
– Yemek
-Delirdinmi sen , hiç çiğ ıspanak yenirmi ?
Fark edeceğini sanmıyordum dedi kadın .
Yirmi yıldır sana yemek pişiriyorum, bir gün bile çiğ yemediğini belirten bir söz duymadım .Adam hatasını anladı. Özür dilerim hanım dedi
Sonrada çiğ ıspanağı ekmeğe dürüp yedi .
Eline sağlık dedi.

Kas 13, 2017
R@bi@Sen

Hz Fatıma’nın Ağlatan Vasiyeti


Peygamberimiz’in (sav) vefatından sonra, Hz. Fatıma, ahiret hazırlığını daha ciddi bir şekilde yapmaya başlamıştı. O her haliyle “yolcu” olduğunu belli ediyor ve hazırlığını ebedî âleme göre yapıyordu. Peygamber Efendimiz’in (sav) vefatının üzerinden altı ay geçmişti ki Hz. Fatıma (ra) validemiz hastalandı. Halife Hz. Ebû Bekir’in (ra) hanımı, büyük sahabe Hz. Esmâ (ra) ziyaretine gelmişti. Konuşurlarken Hz. Fâtıma annemiz günlerdir kalbini huzursuz eden bir hususu açmak istedi. Hz. Esmâ; “Ya Fâtıma, seni üzen şey nedir, söyle de Ebû Bekir’i haberdar edeyim, bir çare bulsun.” dedi. O iffet ve fazilet timsali, o hayâ örneği, o nezahet membaı Hz. Fatıma’nın (ra) son demlerinde kalbini dilhûn eden şey elbette mühimdi. Bakınız o peygamber neslinin son çiçeği ne istiyordu: “Ya Esma, beni günlerdir düşündüren şey, vefatımdan sonra üzerine konarak götürüleceğim tabutun şeklidir. Çünkü bu tabutlar dümdüz tahtadan ibarettir. Bu tabuta konan cesede, bir kilim örtülmekte ise de, cesede yapışan örtü mevtanın vücudunu belli ediyor. Bakanlar cesedin iriliğini, ufaklığını anlıyorlar. Benim cesedimin de namahreme böyle görülmesini istemiyorum. Kalbimi huzursuz eden, şimdiden üzüntüsünü çektiğim şey budur.” Hz. Fatıma (ra) validemizdeki hassasiyete bakınız ki, vefatından sonraki durumu düşünmektedir. Zaten kefenlenmesine, kefenin üzerine kilim örtülmesine rağmen, o vücudunun ana yapısının belli olmasından rahatsızlık duymaktadır. Hz. Esma (ra), Hz. Fâtıma’nın bu problemine şu çözümü getirmişti: “Yâ Fâtıma, biz Habeşistan’a hicret ettiğimizde, onların cenazelerini taşıdıkları tabutları gördüm. Dümdüz tahtaların üzerine çatı yapıp, bu çatının üzerine de hasır örtüyorlar ve böylece tabutun içinde bulunan cesedi başkaları görmüyor.” Hz. Esma, böyle dedikten sonra, eline aldığı ince hurma dallarının iki ucunu yere saplayıp, ortasını yukarı doğru kamburlaştırarak, “İşte böyle yapıyorlar.” diye tabutun şeklini de gösterdi. Hz. Fâtıma sevinmişti. Şöyle dedi: “Bunu çok beğendim, vasiyet ediyorum, beni taşıyacağınız tabutu böyle yapın ve kefene sarılı cesedimi, bakanların nazarından gizli tutun. Hz. Esma’ya (ra) su kaynatmasını ister ve gusül abdesti alır. Temiz kıyafetlerini giyer ve yatağını odanın tam ortasına yaptırır. Hz. Esma’ya sessizce; “Ben şimdi öleceğim, beni hiç kimse açmasın ve gasil etmesin. Vasiyetimdir beni kabre gece yerleştirin.” der. Çocuklarını yanına ister ve onlara “Sizleri şerefli bir babaya teslim ediyorum.” der. Yaşları küçüktür, çocukları ne olduğunu anlayamazlar, onları odadan çıkarttırır. Sağ tarafı üzerine yan bir şekilde elini yüzünün altına koyar. Hz. Esma O’nun dinlendiğini zanneder. Biraz sonra Hz. Fatıma (ra) annemize seslenir ama cevap yoktur. Yanına gelir ve Resulûllah’ın (sav) vefatından sonra ilk defa bu mübarek yüzde hafif bir tebessüm ve buğulu gözlerinde donuk bir bakış görür. Ruhunu teslim ettiğini anlar, ağlayarak O’nu öper, koklar ve “Resulûllah’ın (sav) narin çiçeği işte babana kavuştun. Resulûllah’a (sav) benden selam söyle!” der ve dışarı çıkar. Kapıda Hz. Ali vardır, Hz. Esma’yı üzgün görünce sorar, ne oldu? Esma hıçkırıklar içinde: “Resûlullah’ın son çiçeği de soldu Babacığına kavuştu.” der. Hz. Ali (ra) içeri girer, odanın ortasında bir nur yumağı yatmaktadır. Hz. Ali (ra) üzgün ve yıkılmış bir şekilde eşinin yanına varır ve; “Seni ne kadar çok sevmiştim.” der ve biricik eşinin güzel gözlerini kapatır. Hz. Fatıma annemiz (ra) geride dört nur çekirdeği bırakmıştır.
Annemiz’in cenaze namazını, Hz. Abbâs veya zevci Hz. Ali’nin kıldırdığı rivayet edilmektedir. İslâm’da tabuta konarak kabre götürülen ilk kadın cenazesi, Hz. Fâtıma’nın mübarek naaşı olmuştur. O, vasiyeti üzerine gece defnedilmiştir. Medineliler vefatı ancak sabah öğrenmişlerdi. Medine ağlıyor, Medineliler çok üzgün ve hüzünlü. O’nun kabrinin Baki’ül-Gar-kad Kabristanı’nda ya da Akîl b. Ebû Tâlib’in evinin köşesinde olduğu bildirilmektedir. Hz. Abbas’ın (ra) türbesinin içinde olduğu da rivayetler arasındadır.
Sevenlerin muhabbeti, özlemi, hâli, yaşantısı, ahlâkı, hayâsı, edebi, terbiyesi ve vuslatı demek ki böyle oluyor. Rabbim bizlere de sevenlerin bu halinden bir zerre de olsa nasip eder inşaallah.
Rabbim bizleri de sevsin, sevdiklerine de sevdirsin inşaallah. (Âmin)

Kas 13, 2017
R@bi@Sen

Baha & Alışırsın

Kas 12, 2017
R@bi@Sen

Namazla Dalga Geçmenin Sonu



🌼🌿🌼🌿

ADAM, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:
— Herhalde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur.
Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:
— Sen herhalde görevlisin, diye diklendi. Ne iş yaparsın burda?
Delikanlı, köşedeki süpürgeye işaret ederek:
— Temizlikçiyim efendim, diye kekeledi. Lavabo ve tuvaleti temizliyorum.
Adam, onu alaycı gözlerle süzerken:
— Ben, namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım, diye sırıttı. Bu iş size öyle yakışıyor ki…
Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yapılan saygısızlık, canını çok sıkmıştı. Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih ederek işine döndü.
Adam, mağrur adımlarla oradan uzaklaşırken, başının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da ilk defa farkediyordu. Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhalde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini hâlsiz bırakmıştı. Birkaç adım daha attığında âniden fenalaşarak dizleri üzerine çöktü. Allah’tan ki kolundaki palto ondan önce yere serilmiş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti. Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve tekrar doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için başını yerden kaldırıp sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle burun buruna geldi. Delikanlı, adamı saygılı bir ifadeyle selâmlarken:
— Allah kabul etsin bey amca, dedi. Ama kıble biraz daha sağa doğruydu.
🌼🌿

Sayfalar:1234567...65»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, üç dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930