Nis 3, 2017
R@bi@Sen

Hamur Kızartması

IMG_20170402_100842
Malzeme:
1yumurta
1 su bardagı yoğurt
yarım çay bardağı sıvıyağ
bir paket kabartma tozu
bir tatlı kaşığı tuz
aldığı kadar un
Tarif:
Bu yukarida verdiğim malzemeleri harmanlayıp ele yapismayacak hamur yapıyoruz.sonra onları merdane ile ne çok ince ne çok kalın açıyoruz(ben elimle şekil verdim) küçük kare şeklide kesip bol yağda kızdırılmış bir şekilde kızartıyoruz.Afiyet olsun.

Mar 31, 2017
R@bi@Sen

Kıssadan Hisse

Dini Hikayeler Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: “Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık”.

Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur’an’ını okumaya koyulurdu. Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken : “Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi.” Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan. Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi. Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı. Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken : “Canım” dedi, hıçkırıp ağlayarak. “Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan’ın ilk günü olduğunu ?”

Mar 27, 2017
R@bi@Sen

Dostum Yalnızlık

Bendemi yoksa sizdemi sorun?Yaklaşsam uzaklasıyorsunuz uzaklaşsam burnu havalarda oluyorum.Benim için en iyisi yalnızlık çünkü ben onunla çok iyi anlaşıyorum ve sadece onunla anlaşıyorum.O tutuyor elimi o soruyo halimi onunla başbaşa olmak herşeyden mutlu ediyo beni.
Sormayın bilmeyin ben bende saklıyım
Son nefesime son günüme odaklıyım
Tek isteğim tek dileğim var sizden
Musallada yatarken sizide safda göreyim.

Mar 27, 2017
R@bi@Sen

Bayat Kekten Rulo Pasta

IMG_20170326_131812
Bayat KektenRulo PastaTarifi İçin
Malzemeler

9-10 dilim bayat kek 1 çay bardağı süt 2 yemek kaşığı şeker 2 çorba kaşığı kakao

arası için

krem şanti

üstü için

çikolata sosu

Bayat KektenRulo PastaTarifi Yapılışı

İlk olarak mutfak robotumuzda kekimizi biraz ufaltalım ama un ufak olmasın. Ardından sütü yavaş yavaş katalım bir yandan elimizle yoğurup diğer yandan kakao ve şekerini ilave edelim. Şekil verecek kıvama geldiyse yoğurmayı bırakalım. Süt az gelip hala kıvam bulmadıysa biraz daha süt ekleyebilirsiniz. Kekimizi yoğurma işlemi bittikten sonra 1 paket krem şantiyi 1 çay bardağı soğuk süt ile çırpalım. Ardından zemine iki kat streç Film serdikten sonra kekimizi üstüne koyup ilk önce elimizle şekil verip ardından merdane yada oklava yardımı ile dikdörtgen haline getirelim arasına krem şanti sürüp streç film yardımı ile rulo şeklinde saralım üstünü Streç Film ile kapatalım buzluğa atıp 2-3 saat bekletelim. Çıkardıktan sonra üzerine çikolata sosu koyalım ya da evinizde ne varsa üstünden dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz. Harika bir pasta. Hem artan kekler ziyan olmuyor hemde çok pratik. Ben kakaolu kek kullandım bu tarifte eğer kakaolu bayat kek kullanacaksanız tekrardan kakao eklemeye gerek yok.

Bayat kekle yapıp içine krem şanti ile güzel bir görünüm kazandırıp servise hazırlıyoruz.Afiyet olsun.

Mar 27, 2017
R@bi@Sen

Ey Ölüm

1-Habersiz geleceksin bir gün biliyorum.
2-Kapımı çalmadan gireceksin içeri.
3-Elimde işim, ocakta aşım, yanımda eşim, gözümde yaşıma bakmadan geleceksin.
4-Ne haber vereceksin, ne davet edilmeyi bekleyeceksin…
5-Dünya halen içimdeyken, heveslerim zirvedeyken, hiç bir işim bitmemişken geleceksin.
6-Hazırlığım yok, umutlarım çokken, belki aç belki tokken geleceksin…
7-“Biraz bekle”,”biraz dur”,”biraz geç kal” diyemeden,
8-Bir şeyler alamadan yanıma, yalnız kalınca bir kabirde neler gerekir? 9-Onları dolduramadan valize, kimseyle vedalaşmadan, 10-Son taksitleri yatıramadan… 11-Oğlumu son kez göremeden, kızımı öpemeden, son sözlerimi diyemeden geleceksin. 12-İzin bile almadan, ”müsaitmisin” diye sormadan, yaşa başa bakmadan, son lokmayı yutmadan geleceksin. 13-Anaları evlatsız, evlatları anasız, yiğitleri yarsız bırakansın sen. 14-Gülüşleri yarım, sızıları derin bırakansın sen. 15-Her yeni ölümle hayatın yalanlığını anlatansın sen. Ey ÖLÜM! 16-Kapıyı en çok çalan ama hiç beklenmeyensin. 17-Davetliler arasında bulunmayansın. 18-En çok görünen fakat hiç hatırlanmayansın. 19-Hayallerim sensiz, planlarım sensiz, sensiz kalemim kağıdım, sensiz ekmeğim aşım… 20-Biliyorum habersiz geleceksin birgün. 21-Her şeye rağmen, tüm unutulmuşluklara, tüm aldanmışlıklara rağmen geleceksin. 22-Yarım olan, tam olan neyim varsa alıp gideceksin. 23-Kimseye bildirmeden en sessiz halinle geleceksin; ama giderken nice fırtınalar bırakacaksın ardında… 24-Ansızın geleceksin bir gün, 25-En güzel azalarımı çürütmek için, en tatlı varlığımı eritmek için geleceksin. 26-Yanıma yalnızlığı vererek, bütün pişmanlıkları önüme sererek geleceksin… Ve Ey ÖLÜM! 27-Nasıl gelirsen gel, ne zaman gelirsen gel! 28-Ömrümüzün en hayırlısı, ömrümüzün sonu olsun. 29-Amellerimizin en hayırlısı, son amelimiz olsun. 30-Günlerimizin en hayırlısı, Rabbü’l-alemin’e kavuştuğumuz gün olsun…

Mar 24, 2017
R@bi@Sen

Baba Ve Oğul

Delikanlı 16 yaşında iken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba, evde onun adı bile anılmayacak diye yasak koymuştu. Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu.“Oğlumu özledim, ne olur gidip arayalım, bulup getirelim” dese de, baba geri adım atmıyordu.

Aradan iki yıl geçmişti. Oğlunun doğum günü o yıl. Babalar günü ile aynı güne denk gelmişti. Annenin ağlamaklı halini görünce dayanamadı baba “Şu adrese git, oğlunu gör” dedi. Ve ekledi, “Adresi benim verdiğimi söyleme ama” Birkaç şey daha söyledi ama anne duymuyordu bile, aklında bir tek adres kalmıştı. Anne sevinçten uçuyordu.

Hemen hazırlandı yola koyuldu. Büyük bir şehrin karşı yakasındaydı babanın verdiği adres. Gittiği adres bir tamirhaneydi. Oğlunu tulum içinde gördü. Bir süre ıslak gözlerle dükkanın karşısından izledi ve oğluna doğru yaklaşmaya başladı. İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan ailesini unutan delikanlı aniden annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine.

Babası hariç herkesi soruyordu, “o nasıl, bu nasıl,” diyerek. Ve sonunda “O adam nasıl, hala aksi ve anlayışsız mı?” diye sordu annesine.

Anne cevapsız bıraktı bu soruyu. “Hadi oğlum gel eve gidelim” dedi. “Hayır anne, ben böyle iyiyim. O adamla tekrar aynı evde yaşayamam” dedi ve dükkana doğru yürümeye başladı.

Arkasından bir süre bakakalan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine “Anne ne olur ısrar etme, gelmeyeceğim. Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir adamla aynı evde yaşayamam ben” dedi.

Anne boynu bükük halde oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken “Peki oğlum sen bilirsin. Anlaşılan çok kararlısın, gelmeyeceksin. Ama baban dedi ki; son bir aydır arkadaşlık ettiği çocuktan uzak dursun, o çocuk sana zarar verecektir. Önceki arkadaşıyla barışsın.”

Bu kez çocuk donakalmıştı.

Annesi eve dönmüştü. Babaya sitem etti, “Madem biliyordun nerde olduğunu neden benden sakladın? O yüzden rahattın demek?” Hep ters, aksi görünen baba yutkundu ve gözlerinden iki damla yaş akıverdi. “O benim canımdır ya, canım” dedi.

“Ne zamandan beridir biliyordun?” diye sordu anne.

“Gittiği günden beridir biliyorum. Bazen öğlen molalarında ne yiyip ne içiyor diye gider uzaktan izlerdim, Bazen akşamları geç gelirdim ya hani, sen beni kahvede sanırdın, işte o zamanlarda da ne yapıyor kimlerle takılıyor diye takip ederdim.”

Karı koca bir birlerine sarılıp ağlarken kapı çalmıştı. Elleriyle gözlerini silerek kapıyı açmaya gitti anne.

Annesinin kendisine yaptığı pastadan daha büyük bir pasta ve hediye paketi ile içeri girdi delikanlı. Koşarak babasına sarıldı. “Babalar günün kutlu olsun babaaaa.”

Delikanlı anlamıştı. Kendisine hiç bakmadığını düşündüğü babasının, aslında gözünü hiç üzerinden ayırmadığını….!!!

Babalar kızar bağırır ama hep evlatların iyiliği içindir; Evlatlar çocukken bunu anlayamaz. Fakat bir gün onlar da Anne-Baba olunca anlarlar babanın kıymetini..! Hoşçakalın.

Mar 24, 2017
R@bi@Sen

Güzel Bir Kıssa

ÇOK GÜZEL BİR KISSA, Hz.Ali’nin ağabeyi Cafer b.Ebu Talib’in oğlu Abdullah,sıcak bir günde,bir kabilenin hurmalığına inmişti.Abdullah burada dinlenirken,hurmalıkta çalışan köleye,yemek vakti 3 parça ekmek geldiğini gördü.Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki,birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı.Köpek ekmeği derhal yedi.Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı.Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü.Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi.Kalkıp,yeniden işine dönmek üzereydi ki,olup biteni uzaktan seyreden Abdullah,yaklaşıp sordu: –Ey köle,bugünkü yiyeceğin ne kadardı? Köle sıkılarak cevap verdi: –İşte bu 3 parça ekmek… –O halde neden kendine hiç ayırmadın? – Baktım ki,hayvan çok aç.O halde bırakmak istemedim. –Peki,sen ne yiyeceksin şimdi? –Oruç tutacağım.Bunun üzerine,Abdulla h b.Cafer,köleden sahibini,evinin nerede olduğunu sordu.Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı.Sonra döndü,köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi: –Seni azad ediyorum.Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum.Cömertliğiyle meşhur Abdullah b.Cafer,kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda,bu olayı anlatır ve: –Ama o köpeğe topu topu 3 parça ekmek vermiş;sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin,dedik lerinde,şu karşılığı verirdi: –Ama o elindeki her şeyi verdi;ben ise elimdekinin bir kısmını..

Sayfalar:«123456789...55»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, üç dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« May    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930