Eki 7, 2017
R@bi@Sen

Hırsızlık ve Allahın Sopası Hikâyesi

Hz. Mevlana, çok ibretli, ders veren bir hırsızın başına gelenleri şöyle anlatır.

Vaktiyle hırsızın biri, bir bahçeye girer. Bahçede en güzel bir meyve ağacının başına çıkar, meyvelerin iyi ve olmuşlarına uzanamaz. Dalları silkerek meyveleri yere dökmeye başlar. Dalların hışırtısından bahçe sahibi durumu görür, koşarak ağacın yanına gelir. Adama bağırır:

– Hey nadan herif, ne yapıyorsun? Kimsin? Bütün meyvelerim yere serildi. Allah’tan korkmaz mısın? Bahçemin meyvelerini mahvediyorsun, der.

Ağaçtaki hırsız hiç oralı olmaksızın; sanki kendi malıymış gibi konuşur:

– Ne bağırıyorsun be adam. Allah’ın bağından

Allah’ın kulu bir meyve yerse bu suç mudur ? Nedir yani, ne demek istiyorsun? der. Bahçe sahibi:

– İn bakalım aşağıya in de görüşelim der.

Hırsız adam iner, bahçe sahibi, hırsızın elini kolunu güzelce bağlar. Hizmetçisini çağırır.

– Al şu sopayı. Vur şu herife der.

Hizmetçi sopayı vurdukça, hırsız feryat eder !

– Aman efendim ne olur ? Yapmayın, etmeyin. Allah’tan korkun… diyerek bağırıp çağırır. Bahçe sahibi:

– Ne bağırıp çağırıyorsun be adam! Sopa Allah’ın… Vuran Allah’ın bir kulu… Allah’ın bir emrini yerine getiriyor… Bunun ne günahı var?” der.

Eki 6, 2017
R@bi@Sen

Yeşil Elbise

Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.
“-Gel seni camiye götüreyim”, dedim. “Bugün Cuma biliyorsun.”

“-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun,” dedi.

“-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.”

“-Ne bileyim olmuyor işte”, dedi. “Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum.” Gayri ihtiyari gülmeye başladım.

“-Herhalde şaka yapıyorsun”, dedim. “Bunun için cami terk edilir mi?”

“-Ciddi söylüyorum”, dedi. “Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin.”

Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.

“-Peki”, dedim. “Hayatında hiç camiye gitmedin mi?”

“-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim”, dedi. “Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum.”

Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.

Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı. Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
“-Hani”, dedim. “Camiye gelmeyecektin?” Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu.

Bir gün hepimiz gideceğiz bu dünyadan. Belki yeşil örtü altında belki de çok feci bir durumla, bir patlamayla, etlerimizin parçalarını bile ayıramayacaklar. Rabbim ölümünde hayırlısını versin, ölenlere de rahmet versin. Biri öldü diye bu hikayedeki şahıs gibi davranmak yerine giden din kardeşimizin ardından dua etmek lazım. Gün gelecek ölüm bizim de kapımızı çalacak.

Eki 5, 2017
R@bi@Sen

Serçenin Küskünlüğü

Serçe Allah’a küsmüştü.
Günler geçiyordu ve serçe hiçbir şey söylemiyordu.
İçine kapanmış derin bir hüzne boğulmuştu.
Artık Rabbine bir şey demiyor ve onunla konuşmuyordu!
Melekler merakla Allah’a serçeyi soruyorlardı ve her defasında Allah, meleklere “o gelecek” diye cevap veriyordu.
“Çünkü onun sesini duyacak tek kulak benim ve onun minik kalbindeki derdini anlayacak olan da tek benim” diyordu.
Bir zaman sonra serçe, kalbi hüzün, gözü yaşla dolu bir halde bir ağacın dalına kondu. Hiçbir şey söylemiyordu öyle sessiz sessiz bekliyordu.
Allah,serçeye seslendi.
Söyle bana! Canını sıkan ve kalbini hüzne boğan derdin nedir senin?
Melekler serçe ne söyleyecek diye ona bakıyordu.
Serçe mahzun biraz da sitemli ses tonuyla;
“Küçük bir yuvam vardı. Yorulduğumda dinlendiğim üşüdüğümde sığındığım. Kimseyi rahatsız etmiyordum ve kocaman Dünya’da ufacık bir yerdi kimsenin yerini dar etmiyordu.Sen onu da bana çok gördün neydi o zamansız fırtına? Esip yıktı yuvamı ve beni yuvasız bıraktı.”
Artık konuşamadı serçe sözleri boğazında düğümlendi.
Sessizlik Arş-ı rahmanda yankılanıyordu ve melekler başlarını eğmiş Allah’ın vereceği cevabı bekliyordu.
Allah; “ sen, o yuvanda dinlenirken seni avlamak isteyen bir yılan yuvana doğru geliyordu, seni yılandan korumak için fırtınaya emrettim yuvanı yıksın diye böylece sen oradan uzaklaşarak yılandan kurtuldun.
Nice belalar var ki muhabbetimle senden uzaklaştırdım ve sen kuşatıcı muhabbetimi görmüyor geçici belalardan dolayı bana düşman oluyorsun.
Serçenin gözleri doldu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı ve onu çok seven Allah’ın şefkat ve merhametine hayran kaldı.
Utangaç bir sesle:
“Affet Allah’ım “ diyebildi sadece.
Ve gönül sözü Arş-ı İlahi’de yankılandı
“Affet Allahım!”
Başımıza gelen her musibbette,
elbette ki nice hayırlar gizlidir.
Rabbimize isyan etmek yerine,
olanda hayır vardır diyerek rıza göstermek gerekir…
Selam olsun,
HAYIRLISI OLSUN diyebilenlere…
Selam Olsun,
VARDIR BUNDA BİR HAYIR diyebilenlere…
Selam olsun,
BU DA GEÇER deyip yoluna devam edebilenlere…

Eki 5, 2017
R@bi@Sen

Küçük Çocuğun Duası

Yaşlı bir dede, her gün mahallede bir çocuğun yalın ayak, plastik topla futbol oynadığını görüyordu. Bir gün gidip çocuğa yeni bir ayakkabı alır ve çocuğun yanına giderek ona şöyle der:
– Al şu ayakkabıları giy yavrum, bunlar senindir.
Çocuk seviçten çığlık atar ve hemen ayakkabıyı giyer, sonra da ak sakallı dedeye der ki:
– Sen Allah mısın?
Yaşlı adamın eli ayağı titrer, dudaklarını dişleyerek çocuğa der ki: Hâşâ oğlum, olur mu hiç öyle bir şey?!
Çocuk der ki:
– Öyleyse *Allah’ın dostusun*. Çünkü ben dün gece sadece Allah’a söylemiştim ayakkabımın olmadığını…..
YÜREĞİMİZİN SESİNİ DUYAN RABBİMİZ VAR
ELHAMDÜLİLLAH……

Sayfalar:«1234567...60»

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, üç dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Eyl    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031