Browsing articles in "Dayanışma"
Ara 28, 2011
R@bi@Sen

Boncuk Bilezik

Değişik bir bileklik adeta bilezik  benim çok hoşuma gitti sizde beğendiyseniz hemen yapmaya başlayın çünkü çok basit.

Ara 2, 2011
R@bi@Sen

Evlilik Ehliyetiniz Var Mı?

Dün bir dergi okudum.Dergi de kapak yazısı dikkatimi çekti.”Evlilik ehliyetiniz var mı?”merak ettim okudum.Aklıma öyle çok şeyler geldi ki hepsini buraya yazsam kitap gibi uzun olurdu.Bizler de okumayı çok “seviyoruz ya”sıkılır  okunmaz diye yazmıyorum.

Anladığım ve anlatabileceğim kadarıyla çiftler evlenmeden önce bir kursa gitmeliymiş ve orada eğitim alıp evlilik sertifikalarıyla evliliğe adım atmaları iyi olurmuş.Çiftler birbirlerine nasıl yaklaşılması gerektiğini,iletişim kurmayı,geçinebilmeyi öğreneceklermiş.Boşanmalar,kavgalar olmayacakmış.Mış da mış işte.

Böle bişi varsa dedim bunun dersini ancak anadolu da yaşayan ninelerimiz vermeli.Çünkü onca işle çoluk çoçukla mücadele edip yuvasını sabırla, şükürle koruyan ninelerimizdir bu işin profesörleri değilmi?

Kas 8, 2011
R@bi@Sen

Kurbanımız Kabul Ola

Allah’ına yaklaşmak istemezmi insan,seni en güzel şekilde  donatmış sana dünya gibi muhteşem bir denge düzenin içinde yaşama şansı vermiş yaradanına yaklaşmak için kurban kesmek çokmu ağırdır?Bize bu muhteşemliği vermiş fazla fazla en fazlasını en iyisini hak etmiyormu.

Eki 26, 2011
R@bi@Sen

Mutluluk beklemekle gelir mi?


Kadın eşine, “Hayatım koltuklarımızı değiştireceğin günü bekliyorum.” dedi. Erkek, “Ben de senin iktisatlı bir kadın olmanı bekliyorum.” cevabını verirken; çocuk atıldı

“Baba ben de cep telefonumu almanı bekliyorum.”

Evet, asrımızın hastalığı beklentiler ve beklentileri beklemekle geçen ömürler… Kadın kocasından rahat bir hayat yaşatmasını bekliyor. Güzel bir ev, eşya, hatta araba almasını bekliyor. Kısacası filmlerdeki gibi bir hayat bekliyor.

Erkekse, eşinden beklentilerine cevap veremediğinden dolayı anlayış ve hoşgörü bekliyor. Evin huzurunu, dirlik ve düzenini sağlamasını bekliyor.

Çocuklar, babalarından özel okula gitmeyi, markalı giyinmeyi, her çıkan cep telefonundan alınmasını kendine ait bilgisayarının olmasını bekliyor…

Evin kedisi bile reklamlardaki mamadan yemeyi, aşılarının yapılmasını, hastalandığında veterinere götürülmesini bekliyor. Hayat, beklentileri beklemekle geçiyor. Tabii ki, her beklentinin gerçekleşmemesi de insanları mutsuz ediyor. Bu mutsuzluklarsa ailenin mutluluğuna tesir ediyor. Oysa mutlu olmak için bir şeyleri beklemeye gerek yok. Mutlu insan her yerde, her şartta ve her şeyle mutlu olur.

Nasıl ki, küçük bir havuzda yüzmesini bilmeyene, koskoca okyanus verseniz yine yüzemez.

Aynen öyle de küçük şeylerle mutlu olmayan bedbin insana bütün dünyayı da verseniz mutlu olmaz.

Çünkü mutluluk sabırla avlanır, sebatla büyütülür. Tahtını madde aleminden ziyade mana alemine kurar. Bir çiçeğin yapraklarında, bir böceğin kanatlarında, bir bebeğin gülücüklerinde onun parıltıları saklıdır.

Çiçeği sevmeyene has bahçe verseniz bir mana ifade etmez.

Kuşun uçuşundan mutlu olmayanı göklerde uçursanız uçmaz!

Mutluluk birilerinden bir şeyler bekleyerek elde edilmez. Daha doğrusu parayla satılmaz. İnsanın yüreğinde, gönlünde saklıdır.

Mutsuzun kalp sarayıysa virane, gönül bahçesi harabedir.

Böyle insanların yapması gerekenler, bu hanımın anlattığı olayda saklıdır:
“Oğlum üniversiteyi kazanamadı. O sıkıntıyla yürürken karşıma bir aile çıktı. Annenin elinde özürlü bir çocuk. Çocuğu bir türlü zaptedemiyor. O an donup kaldım. Ben neler düşünüyordum. O anne neler yaşıyordu. Ben de o annenin yerinde olabilirdim. Bana verilene şükredip mutlu olacağıma, verilmeyene üzülüyordum. O an Allah’a böyle bir evladım olmadığı için şükrettim.”

Evet bu anne gibi bize verilmeyenlere feryat etmek yerine verilenlerle mutlu olmalıyız.

Bir elimiz yoksa iki eli olmayanlara bakmalıyız. Bir gözümüz yoksa iki gözü görmeyenlere dikkat etmeliyiz. Gözümüzü bizden yukarılara değil aşağılara çevirmeliyiz. Ancak o zaman beklentilerimize karşılık bulamadığımız zaman sıkıntımız azalır.

Tabii, bir şeyleri beklerken bizi bekleyen şeyleri de unutuyoruz.

Yakınlarda vefat eden Prof. İbrahim Canan’ın eşi Zarife Hanım, “Sabah güle oynaya gönderdik, gece onu beklerken ölüm haberini aldık.” diyordu.

İsterseniz beklentilerimize kavuşamadığımız için duyduğumuz üzüntüleri bir kenara koyup biraz da bizi nelerin beklediğini düşünelim.

Gülay Atasoy
e-mail: gulay@gulayatasoy.com

Eki 20, 2011
R@bi@Sen

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitleimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

Ağu 3, 2011
R@bi@Sen

5 TL Nelere Verilmiyor Ki?

5 TL Nelere Verilmiyor Ki?

Sen en iyisi mi:

[Diyanet] AFRIKA yazıp 5601’e

[Kimse Yok Mu] ACLIK yazıp 5777′ye

[IHH] AFRIKA yazıp 3072′ye

[Türk Kızılayı] Boş olarak 2868′e

[Deniz Feneri] Boş olarak 5560′a bir SMS gönder ve 5 TL bağışta bulun.

Kampanyalarla ilgili görseller:

 

Sayfalar:«12

Hakkımda

Merhaba; ben Rabia. Evli, iki dünya tatlısının annesiyim. Yemek, elişi, oya ve daha diğer şeyleri paylaşmak için burdayım. Sergilediğim ürünlerin bir kısmını satıyorum. Görüş ve önerilerinizi hakkımda sayfasına yazabilirsiniz. Ürün satışı ve iletişim için mail adresim: rabia@rabish.net

Çevir

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Etiketler

Bağlantılarım

Takvim

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Galeri

bohca kelebek lale